Cinayetin altında yatanlar

Erkek çocuk anneleri,
Bir genç kızımız bağımlılık cinayetine kurban gitti. Aşk cinayeti değil.
Oğlunuzun: yatağını siz toplamayın
Gereksiz övmeyin, her hatasını affetmeyin, 6 aylıktan itibaren yatağınıza almayın, çok koruyucu kollayıcı olmayın.. Kısacası psikopat katillerin bir kısmı genetik ama çoğu ailede ve daha sonra da çevrede olur.

Ey genç kızlar : Son bir yemek diye bir şey yoktur. Gidecek iseniz zaten küsmeyin. Küstü iseniz nedenini unutmayın ve gitmeyin.

Ey gençler “borderline sevgili ve narsizm” konusunu okumadan aşık olmayın.

Ölümüne sevmek diye birşey yoktur. Narsizm gibi psikopatolojiler vardır.

Öyle instagram da kadın haklarını savunmak yetmez. Oğullarınızı iyi yetiştirin. O da bir gün psikopat olabilir. Katil olmaz belki ama eziyetperver olabilir.

Kız anneleri kızınıza doğru seçim yapması için bilgi verin.
Hayır demeyi öğretin.

Dr Tuncer Sümer’den alınıtıyı da buraya ekleyeyim:

Genç kadınlar aşk cinayetlerine kurban gidiyor, çocuklar cinsel istismara maruz kalıyor hatta daha da kötüsü, bazı insanlar veya düşünce öbekleri bu kepazeliklere sessiz kalarak ya da direkt destek olarak beni daha da ürkütüyor.

Bu olayları fert fert ele alarak anlamak ta üstesinden gelmek te mümkün değil.

Toplum hasta…

İddia ediyorum, hasta bir toplum olduk,
HASTA TOPLUM.

Topyekün zihinsel bir dejenerasyon, bilinç yarılması, akıl tutulması yaşıyoruz.

Psikiyatristler, Sosyologlar, Halk Sağlığı Uzmanları, Felsefeciler, Antropologlar’dan oluşan bir Bilim Kuruluna ihtiyacımız var. Tıpkı Covid 19 salgınına karşı oluşturulan Bilim Kurulu gibi.

Benim yarım aklımla birkaç önerim var:

  1. TRT çocuk hariç diğer Çocuk kanalları kapatılsın.
  2. Büyüklerin izlediği kanallarda şiddet içerikli film ve dizilerin(ör. Kurtlar Vadisi) yayını yasaklansın.
  3. Gazetelerde toplumu hasta eden cinayet fotoları sere serpe yayınlanmasın.
  4. Cezalar artırılsın ve indirimsiz uygulansın.

Toplumumuzun hastalığı 12 Eylül 1980’de başlatıldı.
Senaryosu dışarda yazılan ve yerli aktörlere uygulattırılan bir operasyon ile bu hallere geldik ve devam ediyoruz.
Sorun, hastalık aşamasını geçip çılgınlık düzeyine gelmek üzere.
Pandemi de tuzu biberi oldu.

Dr Tuncer Sümer (Arkadaşım, dost insan, muhteşem düşünceleri olan gönlü geniş arkadaşım)

Twitter de @sovyetova yazmış: Bir erkeğin beni dövüp, bayıltıp, boğup, varille gömecek karakterde olduğunu ilk buluşmada/ilişkinin başında nasıl anlayacağımı bana anlatabilir misiniz?

Sevgili Arkadaşlar, ben size bu sorunun cevabını değil ama başka bir şey anlatacağım. Aşk Nedir?
Vücudumuzda oksitosin diye bir hormon var. Bu hormon hamilelikte annede artar ve annenin çocuğuna aşık olmasına neden olur. Çocuk doğduğunda aşık olacak kadar hormon yükselmiştir. Peki babalar için? Babalar da çocuğa baktıkça bu hormon düzeyi artar ve aşk oluşur. (Bu nedenle erkenden çocuğundan ayrılan babalar babalığını bilemez.)
Çok güzel bir fizyolojik amacı olan bu hormonun bir zararı da aşk tır.
Bir mentor hocam bana şunu demişti: ” Bir kişiyi ilk gördüğün zamanki duyguyu sakın unutma (Gıcık , kılçık, kibirli, yaramaz, narsist) çünkü bir süre sonra bakmak yoluyla bu kişiye aşık olacaksınız. Bu nedenle aynı iş yerinde aşklar, ilişkiler daha sıktır. Ama bu hormon iki sene sonra sağlam bir ilişkiye dönmezse bu aşk biter ve herşey biter.
Bu nedenle tipine değil insanın içine bakacaksınız.
Yani ilk görüşte aşk diye birşey yoktur. Önce tanıyın. Sonra aşk gelirse mutlu olursunuz.
İlişkiye hemen isim vermeyin. Önce arkadaş olun.
İlk yalanda da arkanıza bakmadan kaçın.

Prof Dr Hilmi Apak