İlkokulum. Öğretmenimin sadece resmini bulabildim. Sn. Huriye Akdak (edit: Ulaştım!)

Facebookta İlkokulum İltekin İlkokulunun grubunu buldum. Benim orada çekilmiş resmim yok. 4. Sınıfta gelmişti. Yukarıdaki resim bizi mezun ettikten sonra aldığı öğrencileri ile çekilmiş.

Sınıf başkanı Semra isimli bir arkadaşımızdı. Başkan yardımcısı seçeceğim dediğinde herkes parmak kaldırınca bir fark olsun diye ben uslu oturunca beni seçmişti. Çok tatlı davrandığını hatırlıyorum. Bir de kümeleri hatırlıyorum. Bizim elişi dersimiz olurdu ve evden mendil ip çorap filan götürüp dikerdik. Teğel atardık. O günler bunun önemini anlamamıştım ama sonraları anladım. Ayrıca o zamanlar bitirme sınavları olurdu. Juri olurdu ve öyle biterdi ilkokul.

Ayrıca köyden gelen ve okuma yazma dışında bir şey öğrenemeden 5. Sınıfa kadar gelmiş bir sınıf arkadaşımız bize katıldı. Çünkü köy okulunda beş sınıf birden okuyormuş ve öğrenememiş. Onu hepimizin evine özel derse yolladığını hatırlıyorum. Ona matematik ve başka derslerde evde ders verdiğimi hatırlıyorum. Kutsal bir iş yapıyormuşum gururunu hatırlıyorum o zamandan. Aslında o gurur öğretmenime aitmiş. Sonra hafta sonu bizi alır fakir öğrencilere birlikte çizme ayakkabı alırken seçmeye götürürdü. Nasıl bir öğretmendin sen Huriye Öğretmen. Beynime kazımışım seni. Yıllar boyu hani şu şifrelerde sorulan sorular vardır ya onun adını yazmıştım hep. “İlkokul öğretmeninizin adı nedir” (Denemeyin değiştirdim şimdi ortaokulda en sevmediğim öğretmenin soyadı oldu 🙂 )

Umarım bir yakını çıkar da bana iyi haberler verir. Elini öpmek isterim. Hatırlamaz nasıl olsa. ama olsun.

İnsan beyni için zaman mevhumu yokmuş. O nedenle çocukken yaşadıklarımız şimdi yaşamışız gibi etkilermiş bizi. Reflekslerimizi ona göre şekillendirimişiz. 24 Kasıma az kala bu yazıyı yazarken tüm öğretmenlere saygımı ve sevgimi sunuyorum.

Edit:

Bu yazımı yazıp grupta paylaştıktan sonra Ramiz Bey telefonu gönderdi. Ve … Öğretmenime ulaştım. Ve de konuştuk. Tabi merak ettiğiniz pek çok soru var. Hiçbirisini cevaplamayacağım. Şu anda ben 1970 yılında Cebecide Çankayaya bağlı İltekin İlkokulunda bahçede kan ter içinde koşup tenefüslerde yasak olan yakar top oynayıp Sınıfıma geldim ve yan sınıfın adını hatırlamadığım erkek öğretmeni tam elime cetvelle vuracakken Hayriye öğretmen gelip beni kurtardı. Oradayım ben. Kan ter içinde. Gamsız. Az sonra derse başlayıp yağmur nasıl yağar onu öğreneceğiz….😍

Çok ve sağlıklı yaşa öğretmenim. Teşekkürler Ramiz ve Zahide. Okuduğunuz için size de teşekkürler ☺️ 🙏