Kanın fabrikası yok. Ama bunu sadece ihtiyacımız olduğunda hatırlamayalım lütfen

En çok ihtiyacımız olduğunda bulamadığımız zaman üzüleceğimizi biliyoruz. Ama hiç bir zaman ihtiyaç duymayacağımızı da düşünüyor olabiliriz. Ancak bir grup hasta var ki, doğduklarından itibaren bütün ömürleri boyunca başkalarının ürettiği kana ulaşmaları gerekiyor. Ne büyük bir heyecan olduğunu siz bilemezsiniz her üç haftada bir kan merkezine gidip eli boş bir sonraki günü beklemenin zorluğunu. Oysa hepimiz günün birinde birisine iyilik yapabilmeyi arzu ederiz. İşte tam burada karşınıza bu yazı çıkar ve kan merkezine gidersiniz. O gün kan verdikten sonraki mutluluğunuzu ve öfori’nizi ben yakınen biliyorum. Kim bilir kim tanımadığı sizin kanınız ile hayata tutunacak ve size içinden teşekkür edecek. Maddi bir karşılığı olmadan böyle bir iyilik yapmak günümüzde imkansız görünse de her gün yüzlerce kişi bu mutluluğu tadıyor. Siz neden denemiyorsunuz? Sizi engelleyen nedir?

İşte bu haberi yine Nihal Işık ile bu nedenle yapmıştık. Bu haberde Talasemi major dediğimiz hastalığı anlattık. Çok basit bir test ile önlenmesi mümkün iken ve ülkemizde evlenmeden önce zorunlu olan bu testi yapmak mümkün iken hala Talasemi major’lü bir çocuk doğuyorsa topyekün utanmalıyız.

Haber kaynağı aşağıdaki bağlantıda:

http://www.iha.com.tr/haber-kana-bagimli-hayatlar-258337/

 

NİHAL IŞIK
İSTANBUL
Vücudun kan üretememesinden kaynaklanan genetik geçişli bir kan hastalığı olan talasemi (Akdeniz anemisi) ile ilgili konuşan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilmi Apak, “Aileler, çocuklarında renkte aşırı solukluk, iştahsızlık, emmede zorlanma gibi belirtilerde dikkatli olmalı. Talasemi de aşırı bir kansızlık olduğu için, hastalar 3 haftada bir dışarıdan kan almak zorundalar. Sürekli hastaneye gelip gidiyorlar. Kan almadan bu hastalar yaşayamaz, kana bağımlılar. Bu yüzden düzenli kan bağışçılarına her zaman ihtiyaç var” diye konuştu.

“İKİ TAŞIYICININ EVLENMESİ RİSK”
Türkiye’de yaklaşık 1.5 milyon talasemi taşıyıcısının olduğunu, iki taşıyıcının evlenmesi ile hasta çocuk doğma ihtimalinin olduğunu, bu yüzden evlenmeden taşıyıcılık testinin yapılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Apak, “İnsanların bilinçlenmesi ile hasta çocukların doğmasına engel olabiliriz. Bu noktada özellikle akraba evliliklerinin yapılmaması büyük önem taşıyor. Çünkü akraba evliliklerinde, taşıyıcı olan iki kişinin birbirini bulma ihtimali artıyor. Bu noktalara dikkat edersek, hasta çocuk doğmasını engelleyebiliriz” dedi.

Talasemi hastalarında karaciğer, dalak büyüklüğü, hormonel bozukluk ve demir birikimi gibi sorunların da ortaya çıkabildiğini açıklayan Prof. Dr. Apak, “Bu hastalar kan aldıkları için vücutlarında fazla demir birikimi oluyor. Bu demir pankreasta birikirse şeker hastalığı, tiroidde birikirse tiroid hastalığı, beyinde birikirse büyüme geriliği, karaciğerde birikirse siroz, kalpte birikirse kalp yetersizliği oluyor. Fakat günümüzde demir birimini önleyecek o kadar iyi ilaçlar var ki, bu olumsuzlukların çoğunu engelleyebiliyoruz. Hasta çocuk doğması durumunda kesin tedavi ilik nakli ile oluyor. Onda da uygun dokunun bulunamama olasılığı var. En iyisi, hasta çocuk doğmasını engellemek” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Apak, ailede bir kişinin bile taşıyıcı olması durumunda tüm ailenin taranması gerektiğini, başka risk altında kişilerin de olabileceğini sözlerine ekledi.