Avrasya tüneli

Bugün avrasya tünelinden geçtim. Biraz korku biraz merak biraz da heyecan ile.

Tek şerit çalışıyor. İkinci şerit yedek. Servis yolu yapmamışlar, yedek şerit yok. Böyle bir şey yapılırken daha şöyle, …daha böyle,.. daha bilmemne yapılsın diye düşünürken 70 km hız ile gidilen yolda işaret değişti, 50 km ye in diye. Ben de indim tabi. Ama arkamdaki «abi heyy  ne yaptın, bu kurallar senin benim için değil, yürü sen yürü, acemi misin, bakkaldan mı aldın ehliyeti hoyt!» Der gibi sinirli sinirli selektör yapınca, ben bütün bu mükemmeliyet düşüncelerini bırakıp, « ulan ben senin gireceğin tüneli de, çift şeridi de, üç şeridi de…» Derken bii baktım tünel bitmiş. 13 dakika sürdü. Yedi 15 te acıbadem den çıkıp 7:30 da cerrahpaşa da otobüsün önüne arabasını kırıp trafiği durduran taksi şoförüne bakıyordum hayretle. Daha az önce çağ atlamıştık ne çabuk geri döndünüz dedim içimden.

Kısacası çağ atlamak teknoloji ile yolla kapı baca yapmakla olmuyor. Vatandaş zihniyeti lazım. Hazmedecek adam lazım. İnsanca yaşamak için evine kapağı atınca bu şehirde yaşamanın hiç bir önemi kalmıyor doğrusu. Ah keşke çıktığınız gibi yaşamasanız, biraz değişip medeni olsanız.

Neyse, tünel iyi olmuş. Umarım içine etmeyiz.